Bazı meslekler öğrenilir. Bazılarıysa bir ömrün içinde, yıllar boyunca işlenerek insanın kimliğinin bir parçasına dönüşür.
İsmail Hergül için kuyumculuk, ikinci türden bir hikâyedir.
Bu hikâye 1978 yılında, henüz çocuk yaşlarda bir kuyumcu tezgâhının başında çırak olarak başladı. Altının ateşle, emeğin sabırla biçimlendiği yıllardı. Bir ustanın yanında yalnızca bir meslek değil; kuyumculuğun inceliğini, el emeğinin kıymetini, verilen sözün ve güvenin ticaretteki yerini öğrendi.
1986 yılında başlayan mesleki çalışma hayatı, yıllar içinde edinilen ustalık ve tecrübeyle büyüdü. 1991 yılına gelindiğinde ise bu birikim kendi çatısı altında hayat buldu ve bugün hâlâ faaliyetini sürdüren Kırşehir Kuyumculuk kuruldu.
O günden bu yana değişen yalnızca yıllar oldu.
Tezgâhlar değişti, tasarımlar değişti, kuyumculuğun üretim ve satış biçimleri değişti. Ancak İsmail Hergül’ün mesleğe bakışında bazı şeyler hep aynı kaldı: işini doğru yapmak, emeğin hakkını vermek ve güveni kazançtan önce tutmak.
Yaklaşık yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca İsmail Hergül, kuyumculuğu yalnızca ticaret olarak görmedi. Sahip olduğu mesleki bilgi ve tecrübeyi farklı kurum ve kuruluşlarla paylaşarak danışmanlık hizmetlerinde bulundu; uzmanlığına başvurulan alanlarda bilirkişi olarak görev yaptı.
Onun meslek anlayışının temelinde ise Anadolu’nun yüzyıllardır taşıdığı güçlü bir gelenek vardır: Ahilik.
Ustalığın yalnızca bir işi iyi yapabilmekle değil; dürüstlük, güvenilirlik, meslek ahlakı ve insana duyulan saygıyla anlam kazandığına inanan İsmail Hergül, bu değerleri yıllar boyunca iş hayatının merkezinde tuttu. Ahilik geleneğini ve değerlerini yaşatma konusundaki yaklaşımı, kendisine bu alanda verilen ödülle de takdir edildi.
Bugün geriye dönüp bakıldığında İsmail Hergül’ün hikâyesi; 1978’de bir çırak olarak başladığı tezgâhtan, kendi işletmesini kuran bir ustaya; oradan mesleki birikimine başvurulan, deneyimini başkalarına aktaran bir kuyumcuya uzanan yaklaşık yarım asırlık bir emeğin hikâyesidir.
İsmail Hergül Jewellery ise bu hikâyenin yeni kuşaktaki devamıdır.
Adını yalnızca kurucusundan değil; onun yıllar boyunca taşıdığı ustalık, güven ve meslek ahlakından alır.
Çünkü bizim için bir mücevherin değeri yalnızca ayarıyla ya da gramıyla ölçülmez.
Arkasında duran ismin, o ismin arkasında da yılların emeğinin olması gerekir.
1978’den bugüne…
Bir meslekten fazlası. Bir ustalık geleneği.